Klinik Nöroloji, beyin ve omurilikten oluşan merkezi sinir sisteminin hastalıklarının, merkezi sinir sisteminin devamı olarak baş ve tüm vücuda dağılan periferik sinirlerin ve bu sinirlerin uyardığı kasların hastalıklarının, bütün bu sinir ve kasları çevreleyen destek dokularının hastalıklarının ve bu dokuların beslenmesini sağlayan kan damarlarının etkilendiği hastalıkların teşhisini koymak ve tedavilerini düzenlemek ile uğraşan tıp uzmanlığı alanıdır.
Bir Nöroloji uzmanı, klinik nöroloji pratiğine, yani, anamnez alma, nörolojik muayene, nörolojik görüntüleme ve labaratuvar incelemeleri ile tanı koyma ve tedavi süreçlerini planlayıp uygulamaya hakim birisidir. Bunun yanısıra, klinik psikiyatri, iç hastalıkları (dahiliye), gelişim nörolojisi (çocuk nörolojisi), nörofizyoloji (EMG, EEG, SEP, VEP, BAEP ) ve nöroradyoloji eğitimlerini de tamamlamıştır ve bütün bu alanların bilgileri ile nörolojik hastalıkların tanı ve tedavisini düzenleyebilecek yetkinleiktedir. Son yirmi yılın en büyük gelişmelerinden olan Transkranial Manyetik Stimulasyon (TMS) ve Motor Evoked Potential, MEP uygulamalarıda Nöroloji bilim dalının etki alanını genişletmektedir.
Nörolojik hastalıklar denince;
gibi sinir sisteminin kendisine ait hastalıklar akla geldiği gibi sistemik hastalıkların sebep olduğu nörolojik durumlarda -örneğin; diyabet ve/veya diğer endokrinolojik hastalıklar, hipertansiyon, romatolojik hastalıklar, akut ve kronik enfeksiyonlar,hematolojik hastalıklar, onkolojik hastalıklar gibi- nörolojinin tedavinin önemli olduğu hastalıklardandır.
Sinir sistemi insan vücudunda son derece muhteşem ve bir o kadar da karmaşık bir sinir ağı olarak tüm bedene dağılır. Bu dağılım gerçekten karmaşıktır ancak hayranlık uyandırıcak kadar gizemli bir düzende çalışır.
Nörolojik hastalıkların tanı ve tadavisi için geliştirilen en son teknolojik yöntemlere rağmen (BBT, MR ve PET gibi yüksek teknolojili radyolojik görüntüleme yöntemleri ve laboratuar incelemeleri gibi) özellikle nörolojide en önemli tanı yöntemi hala nörolojik muayenedir. Bu yüzden klasik tıp sanatının önemli bir deyişi olan “bir hastayı dinledikten ve muayene ettikten sonra her hangi bir tanı koyamadıysan tetkiklerle tanı koyamazsın” deyişi Nörolojide neredeyse tamamen doğrudur.
Sinir sisteminin gizemli düzeni ve karmaşık yapısından dolayı, nörolojik muayene, tıbbın diğer uzmanlık alanlarındaki muayene yöntemlerinden farklı ve özelliklidir.
Nörolojik muayenede, hekimin deneyimi, becerisi ve bilgisinin yanı sıra hasta ve yakınlarıyla işbirliği kurabilmesi ve her iki tarafın yeterli zamanı ve sabrı ortaya koyabilmeleri çok önemlidir. Doğru ve eksiksiz muayene sorunların ortaya konmasının en etkili, en kolay ve en ekonomik yoludur. Tam ve doğru yapılmayan muayene gereksiz incelemelere ve masraflara neden olduğu gibi daha da önemlisi hatalı tanıya ve dolayısıyla yanlış tedaviye neden olur.
Nörolojik muayenenin en önemli kısmı, hastadan doğru ananmnez almaktır. Yani hastanın şikayetleri ve bu şikayetlerin gelişme süreci, daha önce geçirmiş olduğu hastalıklar, daha önce yapılan incelemeler ve uygulanan tedaviler ayrıntılı olarak sorgulanmalıdır.
Öyle durumlar vardır ki, nörolojik muayene ve yapılacak bütün görüntüleme ve laboratuvar incelemeleri normal olabilir ve hastalık tanısı sadece anamnez ile konabilir. Örneğin trigeminal nevralji hastalığı. Bu hastalıkta hasta ani, çok şiddetli ve tekrarlayıcı ağrı ataklarından şikayet ederken çoğu zaman tüm muayene ve inceleme bulguları normal olabilir. Ya da beyni besleyen kan damarlarında geçici bir süre için dolaşım bozukluğu olduğunda ortaya çıkan ve çok çeşitli nörolojik belirtilere neden olabilen “geçici serebral iskemik ataklar (GİA veya TİA’lar) gibi durumlarda, hastalığın tanısı sadece anamnez ile koyulabilir.
Yine hastanın şikayetlerinin, ne derecede önemli bir sorunu işaret ettiğine de anamnez ile karar verilir. Örneğin baş dönmesi ya da başağrısı gibi sık karşılaşılan bir şikayet ile başvurmuş bir hastada, bu şikayetler, geçici ve hastanın yaşamını etkilemeyecek bir durum olabileceği gibi, acil ve hastanın yaşamını tehdit eden bir hastalığın ön belirtileri de olabilir. Bu aşamada anamnez, yani gerek hastadan gerekse hasta yakınlarından alalınacak bilgi, sayesinde bu şikayetlerin ne derecede acil ve önemli olduğuna karar verilebilir.
Eksiksiz ve doğru bir anamnez alındıktan sonra nörolojik muayene ve ardından diğer sistem muayeneleri yapılmalıdır.
Bu aşamada hastanın bilinç durumu, anlama düzeyi, davranış özellikleri, duygulanım ve psikolojik durumu, yer, zaman ve kişiye yönelimi, düşünce içeriği değerlendirlir ve gerekli durumlarda kısa testlerde dikkat, bellek, anlama, muhakeme, dil yetenekleri gibi bilişsel işlevlerin değerlendirilmesi yapılır.
Daha sonra sırasıyla;
1. Kranyal sinirlerin (kafa çiftleri) muayenesi yapılır.
Kraniyal sinirler beyindeki kontrol merkezlerinden birisi olan beyin sapı denilen bölümden çıkar. 12 çift sinirden oluşur. Her birinin kendine özgü işlevi vardır ve muayenesi mutlaka yapılmalıdır.
Bu sinirler:
2. Motor sistem muayenesi yapılır.
Hastanın duruş ve yürüyüş biçimi değerlendirilir. Denge ve koordinasyon değerlendirmesi yapılır. Kas gücü, kas tonusu (kasların istirahat halindeyken olan kasılma miktarı) ve kas erimesi değerlendirilir. Kas güçsüzlüğü veya kas atrofisi varsa bunun dağılımı ve şiddeti belirlenir. Derin tendon refleksleri değerlendirilir. Praksi de denilen ince beceriler ve koordinasyon değerlendirilir. Varsa istemsiz hareketler gözlenir ve not alınır.
3. Duyu sistemi muayenesi yapılır.
Boyun, gövde, kol ve bacaklardan gelen duysal bilgileri, duysal periferik sinirler denilen sinirler alırlar ve bu bilgileri omurilik üzerinden beyindeki duyu merkezlerine iletirler. Ağrı, ısı (sıcak-soğuk), basınç (dokunma) ve pozisyon- vibrasyon (herhangi bir anda uzaydaki konumumuzu belirleyen duyular) duyuları gibi duyular periferik sinirlerle beyne iletilir. Örneğin ellerde, baş parmak, işaret ve orta parmakta, avuç içinde hissedilen bir uyuşma, karıncalanma ya da hissizlik en sık olarak el bileğindeki karpal tünel adı verilen bir oluktan geçen median sinirin hasarlanmasını (Karpal-Tünel Sendromu) veya yüzük parmağı ve serçe parmaktaki uyuşma en sık olarak dirsekte ulnar siniri hasarını (ulnar oluk sendromu ya da Kübital Tünel Sendromu), ya da ayak başparmağı ve ayak iç yüzünden bacak iç yüzüne kadar yayılan bir uyuşma da sıklıkla bel fıtığını akla getirir. Bu ve benzeri durumların pek çoğunda detaylı bir duyu muayenesi tanı için çok önemli bilgiler verir.
4. Serebellar muayene yapılır.
Serebellum (beyincik) beynin arka alt tarafında bulunur. Merkezi sinir sisteminin duysal ve motor merkezleri arasındaki koordinasyonu sağlayan özel bir bölümdür. Denge muyanesi, göz hareketlerinin ve tüm vücut hareketlerinin koordinasyonun muayenesi gibi özel yöntemlerle muayene edilir.
5. Derin tendon reflekleri ve yüzeyel eflekslerin muayenesi yapılır.
Hastanın yaşına göre normalde olması gereken ya da olmaması gerken refleksler vardır ve refleks yanıtların muayenesi sinir sistemindeki sorunu ve sorunun yerinin belirlenmesinde çok önem taşır.
6. Sistem muayeneleri
Nörolojik muayenenin sonunda genel bir fizik muayene yapılarak muayene tamamlanır. Hastanın kan basıncı ölçülür, kalp ve akciğer muayenesi ve batın (karın) muayenesi yapılır. Gerekli durumlarda ortopedik muayene de yapılarak nörolojik muayene tamamlanır.
Muayene tamamlandıktan sonra elde edilen bulgular o günün tarihi ile birlikte kayıt altına alınır. Böylelikle nörolojik hastalığın gidiş sürecine göre muayene bulgularında ilerde olabilecek değişiklikler de sağlıklı bir şekilde değerlendirilebilir.
Tüm bu veriler ışığında tanıdan eminsek ve başka bir ek incelemeye gerek görmez isek doğrudan tedaviye başlayabiliriz. Ancak bazı durumlarda tanıyı kesinleştirmek ya da tedavi seçeneklerinden uygun olanı belirleyebilmek için nörofizyolojik incelemeler, laboratuvar testleri ya da radyolojik görüntüleme desteği gerekebilir. Bu durumda gereken incelemeler planlanır. Bazende diğer uzmanlık dallarındaki uzman doktorlardan görüş (konsültasyon) istenebilir. Nihayetinde uygulayacağımız tedavi hastanede yatarak verilmesi gereken bir tedavi ise hastamızın takibini anlaşmalı olduğumuz hastanelerden hastamız için en uygun olanında yapıyoruz.
Dr. arif çakır
Klinik nöroloji alanında doğru tanı ve etkili tedavi, ancak deneyim, dikkatli değerlendirme ve bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Dr. Arif Çakır, ayrıntılı anamnez, özenli nörolojik muayene ve gerekli durumlarda ileri tanı yöntemlerini bir arada kullanarak, her hastaya özel tedavi planları oluşturmaktadır.
Baş ağrılarından hareket bozukluklarına, epilepsiden demanslara kadar geniş bir alanda bilimsel, güncel ve güvenilir nöroloji hizmeti almak için bizimle iletişime geçebilir, Dr. Arif Çakır’ın Bakırköy’deki muayenehanesinde profesyonel destek alabilirsiniz.
Dr. Arif Çakır - 2026 © Tüm Hakları Saklıdır.